free web maker



MAKALELER

Psikiyatri/ Çocuk ve Genç
Çocukluk Korkuları ve Kaygıları

Korku ve kaygı çocuklarda sık görülen duygulardır. Biyolojik olarak yaşamlarının ilk dönemlerinde bir bakıcıya muhtaç olan insan yavrusu ancak büyüdükçe ve geliştikçe dış dünyadan gelen uyaranları tanımaya ve bunlardan tehlikeli olanını algılamaya başlar. Bebeklik döneminde annenin yüz ifadesi, büyüdükçe ebeveynlerden gelen yönerge ve uyarılarda dış dünyadan gelebilecek tehlikelerin nasıl algılanacağında önemlidir.

Tecrübe kazandıkça bir zamanlar tehlikeli olarak algıladığı bir durumla baş etmeyi de öğrenecektir. Bu nedenle bebeklik döneminde ani uyaranlardan, yüksek tonda bir sesten korkmanın uyaranları yeni tanıyan bir bebek için doğal olduğu kabul edilir. 6.aydan itibaren anneye (bakımveren kişiye) bağlanan, hem beslenme hem de sevilme ve korunma ihtiyacı anne tarafından karşılanan bir bebeğin erken çocukluk dönemi bitinceye kadar anneden ayrılınca, yabancı ile karşılaşınca ağlaması, kaygı duyması da gelişimsel sürecin bir parçasıdır. Ama 10 yaşındaki bir çocuğun yüksek bir sesten aşırı ürkmesi veya anneden ayrılmaya tolerans gösterememesi beklenmez.

Okul öncesi dönemdeki çocukların henüz gerçeği değerlendirme yetisi gelişmemiştir, gerçek ve hayali tam olarak ayırt edemezler. Bu nedenle hayal ürünü yaratıklardan, karanlıktan, hayvanlardan korkabilirler. Ayrıca yalnız kalmak veya azalsa da anne babalarından ayrılmaktan, bedenlerine zarar gelmesinden korkmaları da bu dönemde görülebilir. Okul döneminde somut düşünme yeteneğinin gelişmesi ve çocuğun büyümesi ile birlikte bunlar yerini yavaş yavaş sosyal rekabet, okulda başarılı olamama kaygılarına veya hastalık, afet, kaza korkularına bırakabilir.

Çocukluk döneminde ve özellikle bazı gelişim evrelerinde sıklıkla yaşanan normal kaygı ve korkuları patolojik olanlardan nasıl ayırt edebiliriz? Bunların yukarıda bahsedilen kendine özgü normal gelişimsel dönemlerden farklı dönemlerde ortaya çıkması/ gösterilen endişe tepkisinin aşırı ve/veya süregen olması/ çocuğun okul hayatı, aile ve akran ilişkilerinde sorunlar, işlevsellik kaybı ve kaçınma davranışına yol açması durumunda çocukluk dönemi anksiyete bozukluklarından (kaygı bozuklukları) söz edebiliriz. Ayrılık anksiyetesi bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal fobi ve özgül fobiler çocukluk döneminde daha sık görülebilen anksiyete bozukluklarındandır.

Ayrılık anksiyetesi bozukluğu yukarıda da belirtildiği gibi bu kaygının beklendiği gelişimsel süreçten sonra; çocuğun evden, anneden veya bakımveren bağlandığı kişiden ayrılması ile ortaya çıkan sıkıntı, endişe ve hatta dehşet halidir. Bu durum en az 4 hafta sürmelidir. Çocuk bağlandığı kişiyi kaybedeceği veya ayrılınca kendi başına kötü bir şey geleceği ile ilgili sürekli ve aşırı endişe yaşar. Tek başına kalmayı, tek başına uykuya dalmayı ve okula gitmeyi reddedebilir (Ayrılığa neden olacak durumdan kaçınma davranışı belirgindir). Ayrılık anksiyetesi bozukluğu okul fobisinin en önemli nedenlerinden birisidir. Bağlandığı kişiden ayrılma olasılığında aşırı endişe, öfke nöbetleri ve ağlamalara bedensel bulgular ( bulantı, kusma, karın ağrısı gibi…) eşlik edebilir.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan çocuklar okul başarıları, gelecekleri, sağlıkları gibi konularda süregen (en az 6ay) olumsuz endişeli beklentiler içerisindedir. Gerginlik, uykuya dalma ve sürdürmede güçlük, onaylanma ihtiyacı, fiziksel yakınmalar (başağrısı, kaslarda gerginlik gibi), konsantrasyon sorunları endişeli hale eşlik edebilir. Bu çocukların genellikle mükemmelliyetçi yapıda oldukları görülmektedir.

Çocukluk çağının sosyal anksiyete bozukluğu ya da sosyal fobide çocuk kendine yabancı kişilerle ya da yaşıtları ile karşılaştığı (yeni sınıf ortamı,kalabalıkda yemek yeme vb) veya performans sergileyeceği (sözlü sınav, okul gösterisi gibi…) sosyal ortamlarda sıkıntı ve kaygı yaşar. Bu sıkıntıya kızarma, kalp çarpıntısı, titreme, terleme, nefes darlığı, karın ağrısı, ağızda kuruluk gibi bedensel belirtiler eşlik edebilir. Aile bireyleri ya da uzun zamandır tanıdığı yaşıtlarının yanında daha rahattır ama yabancı veya performansının değerlendirileceği ortamlara zamanla da alışamaz (Normal boyutlardaki bir utangaçlığın aksine hata yapmamak, rezil olmamak için sosyal ortamlardan kaçınma davranışı belirgindir).

Çocukluk çağı özgül fobilerinde de en az 6 ay süreyle, korku uyandıran durum-nesne karşısında (hayvan, kan-injeksiyon, asansör, yükseklik vb.) veya bu durumla karşılaşma olasılığında artan kaygı hatta panik hali göze çarpar. (Fobik anksiyete de korku uyandıran durum-nesneden kaçınma davranışı belirgindir. Köpek korkusu nedeniyle parkda arkadaşları ile oynayamama gibi..).

Çocuklardaki anksiyete bozukluklarının oluşmasında genetik (kalıtsal) faktörler, ebeveynlerde anksiyete bozukluklarının varlığı, çocuğun mizacı ile ilgili özellikler önemlidir. Aşırı korumacı, mükemmelliyetçi-eleştirici veya kontrolcü ebeveyn-çocuk ilişkisi; olumsuz yaşam olayları da çocuklarda anksiyete düzeyini arttırabilir. Aşırı korumacı ebeveyn tutumu çocuklarda otonomi gelişmesini engelleyecek ve çocuğun aileye bağımlı kalmasına neden olarak özellikle ayrılık anksiyetesine yatkın olmalarına neden olacaktır. Ebeveynler veya yakın çevredeki kişilerde aşırı endişe tepkileri veya kaçınma davranışları da çocuklara olumsuz model olabilir. Ayrıca bazı tıbbi durumlar veya ilaçlarda artmış anksiyete tablosuna neden olabilir. Bu durum ilgili hekim tarafından araştırılmalıdır.

Çocukluk döneminde gelişimsel kaygı ve korkular yaygın olarak görülse de, gelişim dönemine uygun olmayan/ aşırı veya uzun süren/ çocuğun ebeveyn, akran ilişkileri ve okul yaşamında önemli sorunlar ve işlevsellik kaybına neden olan kaygı ve endişe durumlarında çocuk ruh sağlığı uzmanına başvurmak gerekir. Organik nedeni açıklanamayan başağrısı, karın ağrısı, kas ağrısı gibi durumların çocukluk dönemi anksiyete bozukluklarında da görülebileceği dikkate alınmalıdır. Anksiyete bozukluklarında bireysel psikoterapi, bilişsel-davranışçı terapi (çocukluk dönemine uygun), oyun terapisi, aile eğitimi, aile tedavisi, ilaç tedavisi bulguların şekli ve şiddetine göre uygulanacak tedavi şeçenekleridir.

Anksiyetenin okul hayatını olumsuz etkilediği durumlarda çocuk psikiyatristinin okul rehber öğretmeni ile işbirliği içinde olması gerekebilir.Çocukların gelişimsel kaygı süreçlerini sağlıklı bir şekilde geçirmeleri ve ‘büyümeleri’, çocuklarda anksiyete düzeyinin artmaması için anne ve babaların: Varsa aşırı korumacı veya mükemmelliyetçi tutumlarından kaçınmaları; Çocuğun yaşı ve gelişim seviyesine uygun bağımsız davranışlarının gelişmesine fırsat tanımaları; Çocuklarının duygularını ifade etmelerine yardımcı olmaları, onları dinlemeleri; Çocuklarının kendine özgü yeteneklerini fark etmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmaları; Yaşına ve gelişim seviyelerine uygun sosyal ortamlarda bulunmalarına olanak sağlamaları; Kendi aşırı kaygı ve kaçınma davranışlarının çocuğa yansıyacağını bilerek gerekirse kendilerinin bir uzmandan yardım almaları önemlidir.


* Bu yazı çocukluk korkuları ve anksiyete bozuklukları hakkında genel bilgiler vermektedir. Ancak her çocuğun bireysel özelliklerine bağlı olarak farklı gelişimsel ve klinik görünümler ortaya çıkabilir. Çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından yapılacak klinik değerlendirme sonrasında o çocukla ilgili en sağlıklı sonuca varılabilir.

Çocuk ve Ergen Psikiyatri

YAZAR BİLGİLERİ

Uzm.Dr.H.Hülya ÖZSAN
Çocuk ve Ergen Psikiyatri

Address                 

Barış Mah. Samsun Cad. REA İş Merkezi No:37/A
(Beylikdüzü Fiat/ Birmot arkası)
Beylikdüzü - İSTANBUL

İletişim

Email: info@rubisaglik.com
Telefon: (0212) 872 82 92
                (0212) 872 60 61
Cep       : 0 530 321 65 25
Faks      : (0212) 871 20 21